Kadınlar ve LGBTİ+’lar: ‘Veri sızıntısı bizleri ciddi bir riskle karşı karşıya bırakıyor’

Kadınlar ve LGBTİ+’lar: ‘Veri sızıntısı bizleri ciddi bir riskle karşı karşıya bırakıyor’

Kadın ve LGBTİ+ hak savunucuları, veri sızıntısı sonrası kaygılarının arttığını dile getirirken geçmişte bu sızıntılar sonrası saldırıya uğrayan kadın ve LGBTİ+’lar olduğunu söyledi

CENGİZ ANIL BÖLÜKBAŞ

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının, birçoğu devlete ait kurumların veri tabanlarından elde edilmiş olan tüm kişisel verilerinin bir internet sitesinde ücretsiz bir şekilde yayımlanması konusundaki tartışmalar sürüyor. İlk olarak Free Web Turkey’nin ortaya çıkardığı durum sonrası güçlü bir kamuoyu oluştu ancak bu sızıntının oluşturduğu tehlike sürüyor.

Özellikle zaten tehdit altında olan kadınlar ve LGBTİ+’ların can güvenliği bu sızıntıyla birlikte daha büyük riske girdi.

“Kadınlar ve LGBTİ+’ların endişesi daha çok arttı”

Kişisel verilerin çalınmasının milyonlarca risk barındırdığını vurgulayan feminist aktivist yazar Berrin Sönmez, bu durumun kadınlar ve LGBTİ+’lar açısından hayati bir tehdit yarattığını belirtti. 

Sönmez, devletin kadın ve LGBTİ+’ları yeterince korumadığını söyledi: 

“Verilerinin kolayca bulunabilecek olması, sığınma evlerinde yer bulamayan veya ayrılan şiddet mağduru kadınlar açısından büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu, hayatı zaten güvende olmayan kadın ve LGBTİ+’ların endişesini daha da artırdı.

“Bu konuyla dijital güvenlik yönünden ve hukuki yöntemlerle mücadele edilmesi gerekiyor. 6284 sayılı kanunun etkin uygulanması ile bu durumun doğurduğu risklerle mücadele edilmesi mümkün. Ancak iktidar bu kanunu kesip atmak, önleyici ve koruyucu tedbir kararlarını yasadan tamamen çıkarmak istiyor. Böyle bir tabloda muhalefet, sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde iktidara dur demenin bir yolunu bulmalı” dedi.

“Bizleri açık bir tehdidin ortasına koyuyor”

Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) Yardımcı Genel Koordinatörü Oğulcan Yediveren de veri sızıntısının birçok insanı ciddi bir riskle karşı karşıya bırakabileceğine dikkat çekti. 

AKP’nin seçimleri kazanması ve HÜDA PAR, Yeniden Refah Partisi gibi partilerin meclise girdiği bir süreçte hedef göstermelerin arttığını dile getiren Yediveren, şunları söyledi: 

“Kadın ve LGBTİ+’lar şiddetin ana hedefi haline gelebilir. Görünür olan ve bu alanda mücadele veren birçok arkadaşımız var. Tam da hedef göstermelerin böyle arttığı bir dönemde homofobikler daha da cesaretleniyor. Bu durum bizleri çok açık bir tehditin ortasına koymuş oluyor. Endişe verici bir mesele ve bir an önce bir adım atılması gerekiyor.”

“Daha önce bu sızıntılar sonrasında gerçekleştirilen saldırılar oldu”

Kadınların kişisel verilerinin korunmasının şiddetsiz bir hayat hakkı için kritik bir önem taşıdığını belirten kadın hareketi aktivisti Av. Hayat Gülbahar ise daha önce adres bilgilerinin ele geçmesiyle gerçekleştirilen saldırıların olduğunu belirtti. 

Kadınların bu şiddet nedeniyle kendisi ve yakınları için kaygılandığını vurgulayan Gülbahar, şunları söyledi:

“Kişisel verilerin hukuk dışı bir şekilde kullanılmasında hem devlet hem kişisel verileri kullanan kaynaklar hem de bilişim şirketlerinin sorumluluğu var. Ayrılmaya çalışılan sevgili, boşanılmaya çalışılan eşlerin tehditlerinin sürdüğü koşullarda adresinizin ve kişisel bilgilerinizin gizliliği yaşamsal önem taşıyor. Günde en az üç kadın öldürülüyor. Bilgilerinizin, hiç tanımadığınız ya da bilmesini istemediğiniz insanların eline geçmesi can ve mal güvenliğinize ciddi zararlar verebilir. Böyle bir ortamda verilerin gizliliğinin sağlanması devletin önceliği olmalı.”

“Kadınlar ve LGBTİ+’lar aldıkları önlemleri gözden geçirmek zorunda kalabilir”

Teknolojist Ahmet Alphan Sabancı da bu tarz kapsamlı sızıntıların insanlar üzerindeki etkilerinin iki ayrı kategoriye ayrılabileceğini belirtti:

“Bu verilere sahip olanlar, ilk olarak dolandırıcılık, sosyal mühendislik gibi yöntemlerle insanların özel bilgilerini veya ellerindeki maddi birikimlerini çalabilecekleri bir saldırı tasarlayabilirler. Buna ek olarak daha etkili ve hedef aldıkları kişileri ikna edici saldırı yolları da geliştirebilirler. İkinci olarak ise siyasetçiler, bürokratlar, sivil toplum çalışanları ve aktivistler gibi güvenliklerine daha fazla dikkat etmesi gereken kişilerin güvenliği üzerinde bir tehdit oluşturabilirler.

“Erkek şiddeti ile toplumsal baskı ve şiddet tehdidinden dolayı dikkatli olmak zorunda olan kadın ve LGBTİ+’lar bu tür verilerin erişilebilirliği sebebiyle, uzun zamandır aldıkları önlemleri gözden geçirmek zorunda kalabilir. Bu insanları hedef haline getirmek için adres gibi özel verilerin sosyal medyada yayılması, takıntılı birinin dilediği kişi veya kişilere ulaşmasını mümkün kılıyor.”